Prof. Dr. Nazan Koluman süt ve süt ürünlerinin Önemine dikkat çekti ve ekledi:

Sağlık için süt için…

 

Süt ve süt ürünleri konusunda kamuoyunda olumsuz gündemler yaratıldığını kaydeden ÇÜ Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazan Koluman, beslenme uzmanları ve diyetisyenlerin süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesi konusunda tavsiyelerde bulunduğunu belirtti.

Hayvansal ürünlerin doğanın insanlara bahşettiği mucizevi ürünler olduğunu anlatan Prof. Dr. Koluman, “Düşünün bir bebek doğuyor, taptaze doğa tarafından paketlenmiş ve her gün taze üretilen bir gıda olan “anne sütü” ile büyümeye başlıyor. Anne sütünün önemini artık bütün dünya biliyor. Aynı şekilde hayvanlar da taze taze her gün bir fabrika gibi ne verirseniz verin, kendisinden de katarak size süt veriyor. Sütün özellikle keçi sütünün önemini bilmeyen kalmadı. Sağlıklı yaşamanız, bebeklerin büyümesi, gençlerin sağlıklı bir yetişkin olması, hamilelerin, yaşlıların, hastaların sürekli ve kolay bir şekilde ulaşabileceği ürünler bunlar. Hayvansal protein dediğimiz yumurta, et ve süt sağlıklı kalabilmemiz için çok önemli. Yıllarca kırmızı et hedefe konmuştu, şimdi sıra süte geldi. Süt konusunda bazı olumsuz söylemler var. Ancak güncel bilgilere baktığımız zaman bilim adamları özellikle menopoz döneminde, kemik erimesi etkilerinin azaltılması için belli bir dönemden başlayarak dengeli miktarda süt ve süt ürünlerini tüketilmesini öneriyorlar. Sütü tüketmenin yanı sıra süt ürünleri olan yoğurt, ayran, peynir, kefir ve benzeri ürünleri de yine dengeli bir şekilde tüketmeye özen göstermeliyiz” dedi.

‘BU TÜR SÖYLEMLERE BAKMAYIN’

Avrupa ve Amerika’da  yaşayanların her öğünde sofralarında mutlaka süt ve yoğurt bulundurduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Koluman, şunları söyledi:

” Süt tüketimi bakımından gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız zaman ülkemiz oldukça gerilerde. Gelişmiş ülkeler, sütü hem kahvaltıda, hem öğle, hem de akşam yemeğinde sofrada mutlaka bulunduruyorlar. Türklerin ürettiği mucizevi bir ürün olan yoğurt, besinlerin sindirim sisteminde emilimini arttırdığı için artık bütün dünyada yaygın olarak tüketiliyor. Biz bunu ayran şeklinde de tüketebiliyoruz ve bunları dengeli tükettiğimizde sağlıklı bir şekilde yaşlanabiliyoruz. Deri ve kemik sağlığı açısından vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri barındırdığı için çok değerliler. Ancak birisi çıkıyor, mesela bunların içerisinde kalsiyum olmadığını ya da zararlı olduğunu söylüyor. Bu tür söylemlere çok bakmamak, aldanmamak gerekiyor. Amacının ne olduğunu, hangi çalışmayı, neden bizim gündemimize aldıkları konusunda en ufak fikrimiz yok.  Bilimsel çalışmalarda bazen bir koşul, üretim şekli ya da bölgede üretilen ve tüketilen süte dikkat çekmek için bu tip bilgilendirmeler yapılabiliyor. Ancak bunu genele yansıtmak ve sanki her süt, her zaman, her yerde zararlıdır sonucunu gündem yaratmak için kamuoyu ile paylaşmak, hayvancılığa zarar veriyor. Hayvansal üretimin zorda olduğu günümüz koşullarında bu tip söylemlerle kendi gündemimizi yaratmadan önce söylenilenlerin ülkemize ve sektöre vereceği zararı iyi hesaplamak gerekmektedir. Süt ve süt ürünlerine, özellikle yerli ve milli olarak üretilen ürünleri tüketme açısından gerekli özeni göstermesi, her yaşta vatandaşımızın mutlak surette belirli düzeyde süt ve ürünleri tüketmesi gerekiyor. Zaten ülkemiz süt ürünleri açısından oldukça zengin. Kaynakları doğru değerlendirmemiz lazım. Süt sektörü şu an biraz sıkıntılar yaşasa da ben inanıyorum, yakın vadede bu sorunların tamamı çözülecek. Bunlardan en önemlisi anaçların kesime gönderilmesini önleyecek projelerin acilen geliştirilmesi, buna bağlı olarak yem gibi, mazot gibi girdi fiyatlarının azaltılmasıdır. Çiftçiye bir an önce can suyu verilmesi lazım. Dışa bağımlı hale gelirsek, bedeli ağır olur ve dönülmez noktada oluruz. Bu konuda yetkililerin, kanun yapıcıların, sorumluların çok acil bir şekilde eylem planı başlatması gerekiyor. Dışa bağımlı hale geldiğimizde ne yediğimizi bilmeyeceğiz, anlamayacağız. Kendimiz üretmediğimiz için bunun taze olup olmadığını, nasıl üretildiğini bilemeyeceğiz. Dahası dövizimiz dışarı gidecek. Henüz her şey için çok geç değil. Dönülmez noktada değiliz.”

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here