“ADANA’NIN COĞRAFİ KONUMU ÇOK ÖNEMLİDİR”

Çukurova Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Duygu Saban ile Adana’nın tarihi dokusunu, turizmi ve mimarisini konuşmak adına bir araya geldik.

 

Adana’nın turizm ve tarihi açıdan oldukça zengin bir şehir olduğunu dile getiren Prof. Dr. Saban, “Adana’nın coğrafi konumu tarih boyunca hep birinci sırada olmuştur. Zaten diğer illerden göç gelmesinin en büyük sebebi de coğrafi konumda olduğundandır” dedi.

Çok avantajlık bir coğrafya olduğumuzu dile getiren Prof. Dr. Duygu Saban, “ Göç hep bir problem olarak görüldü ama bu Adana’nın gerçeğidir. Tarih açısından baktığımız zaman o kadar çok savaşa sebep olmuş ki toplumlar buraya sahip olmak için inanılmaz çaba sarf etmişlerdir. Özellikle bizim yeni nesile Adana’nın tarihini anlatmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kendi ifadelerinizle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adana doğumluyum. Çukurova Üniversitesi’ne yüksek lisans için geldim. Mimar Sinan Üniversitesi’nde Mimarlık Bölümü’nü tamamladım. Araştırma görevlisiyken burs vasıtasıyla İngiltere’ye doktora yapmaya gittim. Yerel yönetimlerin koruma politikaları üzerine Londra’da doktoramı tamamladım. 2001 yılında döndüm ve döndüğüm yıldan beri öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Şu an da bölüm başkanı görevini üstlenmekteyim.

Adana turizm, tarihi doku ve tarım açısından oldukça zengin bir şehir. Ama bunun yanında da tabii ki artık avantaj mı denilir yoksa dezavantaj mı denir bilemem ama göç almaya da müsait bir ilimiz. Mimari ve tarihsel bakacak olursak Adana’yı nasıl değerlendirirsiniz?

Zaten Adana’nın coğrafi konumu tarih boyunca hep olmuştur. Diğer illerden göç çekmesinin sebebi de tamamen konumudur.  Çünkü Seyhan Nehri üzerinde k i tek kent. Tabi ki Akdeniz coğrafyasında pek çok akarsu var ama Seyhan Nehrinin hacmi dolayısıyla suladığı ovaların bereketi aşikâr. Dolayısıyla Çukurova Ovasının ve Seyhan Nehrinin hem bereketinden faydalanmak hem çok eski zamanlardan beri Roma döneminden itibaren var olan kervan yollarının İpek Yolunun Baharat Yolunun üzerinde ki Taş Köprünün yapılmış olmasından dolayı bir önemi var.  Bir yandan alüvyonlarla dolgu alan bir alan aslında. Onun da aslına bakarsanız şu an biz Adanalılar keyfini çıkarıyoruz.

ÇOK AVANTAJLI BİR COĞRAFYADAYIZ

Dolayısıyla çok avantajlı bir coğrafyadayız.  Göç hep bir problem olarak görüldü ama bu Adana’nın gerçeği.  Bunun tarih açısından baktığımız zaman o kadar çok savaşa sebep olmuş ki o kadar çok toplumun gelip sahip olma çabası olmuş ki bunları hep tarihten biliyoruz. Adanalı dediğimizde gözümüzde canlanan fiziksel bir görüntü oluşur ama İngiltere de tanıştığım bir çocuk vardı. Kızıl saçlı ve uzun bukleleri vardı ve Adanalı olduğunu söylemişti.  Hani benim çocukluğumda mesela tamamen Afrikalı Adanalılar vardı.

ADANALILAR ADANA’YI ÇOK SEVER

O yüzden göç hiçbir zaman sorun olmamalı olmamış zaten. Çünkü bu kültürel çeşitliliği yaratan da tam anlamıyla bu.   Hem Adanalılar Adana’yı çok sever ayrılmak istemezler hem de dışarıdan gelenler Adana’yı tecrübe ettikten sonra gitmek istemezler.  Ve hep birlikte oluşturduğumuz bir kültür bu.  Bu güzelliği nasıl değerlendirmeliyiz hep birlikte bunun çarelerini anlamamız gerekir.  Turizm bu yöntemlerden bir tanesidir. Özellikle son dönemlerde Portakal Çiçeği Karnavalıyla yurt içi turizmde aslında çok önemli yere sahip olduğumuzu görmüş olduk.  Çok ciddi motivasyon oldu bizim için. Farklı alternatifler oldu.

YENİ NESİLE ADANA’NIN TARİHİNİ ANLATMALIYIZ

Sadece bir yandan baktığımız zaman yılın belirli günlerinde değerlendirilecek bir yer değil Adana. Yani 12 ayın 10’nunda da siz rahatlıkla dışarıda olabilirsiniz.  Rahatlıkla çeşitli mekânları değerlendirebilirsiniz veya kullanabilirsiniz. Ama bunu çok iyi bir şekilde kullanabildiğimiz veya tanıttığımız söylenemez. Zaman zaman yurt dışından gruplar gelir. Onlara biz mihmardanlık yaparız. Maalesef en önemli sıkıntısı Adana’nın tarihi bilincinin olmamasıdır.  Özellikle yeni nesile bizim Adana’nın Tarihini anlatmamız gerekiyor.  Çünkü bu coğrafya sadece Portakal Çiçeği Karnavalıyla, kebabıyla, nehriyle tamamlanacak bir coğrafya değil.  Çok katmanlı bir kent Adana.   Dolayısıyla Tarsus’la kıyaslayabiliriz. Roma döneminde Tarsus’un boyutları çok daha büyük kent.   Ama Hititler üzerine Roma Uygarlığı onun üzerine   Beylikler Dönemi onun üzerine Osmanlı , Cumhuriyet derken şu an da biz zannediyoruz ki ya da bir kısım zannediyor ki Adananın tarihi  binlerce yıl öncesine  dayanmıyor. Halbuki bu coğrafya da ki en eski yerleşim yerlerinden birisiyiz.

GEREK YOK BU KADAR İSRAFA

Turizm o kadar geniş bir kavram ki bu ve şunu de söyleyebiliriz,  “Deniz Turizmi derken Mersinde deniz varken Adana’ya gelirler mi, Gurme Turizm Gaziantep’te varken Adana’ya gelirler mi?” demek ki bizim kendi özelliklerimizi ortaya çıkaran bu coğrafyaya biraz ön yargılı bakıyoruz. Biz kolay yoldan bir şeyler olsun istiyoruz.  Genel olarak bürokrasi de böyledir maalesef. Ama bu öyle kısa vadede olacak bir şey değil.  Geçen yıllarda Vancouver dünyanın en iyi yaşanılır kenti hale geldi. Bununla ilgi o projeyi yürüten kişiyi birkaç yıl önce getirmişlerdi.  2 yıl sürmüş. 70’li yılların sonlarında başlamış proje.  Etap etap uygulanmış.  Şimdi burada ki iradeyi bizim yöneticilerimizde göstermesi gerekiyor. Ama tabi ne oluyor? Valimiz değişiyor 4-5 yıla bir. Belediye Başkanlarımız değişiyor. O zaman da bütün planlar, projeler askıya alınıyor. Yeniden başlanıyor her şeye.  Böyle olmaması lazım.  O bilgi birikiminin sürekli sağlanması lazım.  O kadar çok uygulanmayan projeler var ki.   Milli servetler var harcanan. Gerek yok bu kadar israfa. İsraftır bu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here